Dyt. N. Beren Kuzubaş – Dyt. Buket Ateş’in kaleminden Otizm Tanısı Yeni Almış Çocuklarda Beslenme Nasıl Olmalıdır? Dikkat Çeken Beslenme Ve Diyet Türleri Nelerdir?
Samsun Otizmli Çocuklar Derneği Danışma Kurulu Üyesi ve Sağlıklı Beslenme Uzmanları Diyetisyen N. Beren Kuzubaş ve Buket Ateş uyarıyor.
Otizm Tanısı Yeni Almış Çocuklarda Beslenme Nasıl Olmalıdır? Dikkat Çeken Beslenme Ve Diyet Türleri Nelerdir?
Yaşamın ilk yıllarından itibaren ortaya çıkan Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), sosyal iletişimde yetersizlik, tekrarlayıcı kısıtlı davranışlar, motor becerileri iyi kullanamama ve anormal ilgi ve etkinliklerin sergilenmesi ile karakterize bir nörogelişimsel bozukluktur. OSB genellikle yaşamın ilk 3 yılında teşhis edilmekte ve yaşam boyu sürmektedir. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı’nın 2018 de yayımlanmış olduğu Sağlık net kayıtlarına göre toplamda 107.834 otizmli birey bulunmaktadır. OSB’nin görülmesi erkek vakalarda kadın vakalara göre yaklaşık olarak 4 kat daha yüksek olmaktadır.
Otizmde anormal beslenme alışkanlıkları, besin tüketiminde seçicilik, yemeği reddetme ve gastrointestinal sistem problemleri gibi beslenme problemleri görülmektedir. OSB’li bireyler genellikle belli bir besine veya besin grubuna karşı çok fazla titiz ve seçicidir. Besin seçiciliği genellikle besinlerin rengine, şekline, dokusuna, kokusuna veya sıcaklığına dayanır. Bu sebeplerden yetersiz besin öğesi alımı, yeme davranış bozuklukları, sindirim sistemi problemlerinden kabızlık ile şişkinlik ve gaz problemleri gibi sorunlarla karşı karşıya kalınmaktadır. Ayrıca otizmde mikrobiyota da sağlıklı bireylere göre farklıdır. Bu nedenle görülen semptomları azaltmak ve yetersizliği görülebilecek besin öğelerinin yerine konulması için beslenme tedavilerinin uygulanması elzemdir.
Vitamin ve mineral takviyeleri, probiyotik takviyesi, glutensiz-kazeinsiz diyet, ketojenik diyet, FODMAP, GAPS, Feingold diyeti, Candida diyet gibi diyetler en çok tercih edilen ve otizmde görülen semptomları azalttığı gösterilen beslenme tedavilerindendir.
Otizm için en çok kullanılan ve en etkili olan beslenme tedavilerinden biri glutensiz-kazeinsiz beslenmedir. Bu beslenme şekli, buğday, arpa, çavdar ve yulafta bulunan gluten proteini ve süt ve süt ürünlerinde bulunan kazein proteinin diyetten tamamen uzaklaştırılması ilkesine dayanır. OSB olan bireylerin bağırsak yapılarının geçirgen olduğu, bu geçirgenlik nedeniyle gluten ve kazein proteinlerini sindiremediği varsayılmaktadır. Bu proteinlerin sindirilememesi ise OSB olan bireylerin beyninde sinirsel uyarım etkisi yapmaktadır Yapılan çalışmalarda glutensiz-kazeinsiz diyetlerin motor beceriler ve konuşma yeteneğinde düzelme, dikkat verme ve odaklanabilmede artış, kendine ve başkalarına agresif tutumlarında azalma, takıntılı davranışlar, hiperaktivitenin düzelmesine yardımcı olduğu düşünülmektedir. Gluten içeren buğday, arpa, çavdar gibi tahıllar yerine pirinç, mısır, karabuğday, patates, kinoa gibi glutensiz tahıl kaynaklarına geçilmelidir. Glutensiz-kazeinsiz diyetin uzun süreli uygulanması bağışıklık sistemini zayıflatabileceği ve alerjenlere duyarlı hale getirebileceği belirtilmiştir. Ayrıca kalsiyum açısından zengin kaynaklar olan süt ve süt ürünlerinin tüketilmemesiyle beraber kalsiyum eksikliği konusunda dikkatli olunmalıdır. Mineral ve vitamin eksiklikleri takip edilerek, gerekiyorsa takviye edilmelidir.
Ketojenik diyet aslında epilepsi hastalığını tedavi etmek için kullanılan; yüksek yağ, düşük karbonhidrat ve yeterli protein içeren bir diyettir. Epilepsi nöbetlerini azaltmanın yanında zihinsel fonksiyonları geliştirme ve hiperaktiviteyi azaltıcı etkileri de bildirilmektedir. Bu sebeple otizmde bilişsel fonksiyonlarda iyileşme sağladığı görülmüştür. Ketojenik diyet protein, karbonhidrat ve diğer besin ögelerini sınırlı miktarda içermesinden dolayı büyümeyi olumsuz etkilemekte ve ağırlık kaybına sebep olabilmektedir. Otizmli bireylerin yeme bozukluklarının olması ve düşük vücut ağırlığına sahip olmaya yatkınlıklarından dolayı, otizmde ketojenik diyetin uygulanmasında dikkatli ve takipte olunmalıdır.
OSB olan bireylerin bağırsaklarının sağlıklı olmadığı ve bu yüzden bağırsakta tam olarak emilemeyen maddelerin kan yolu ile beyne iletildiği bunun sonucunda ise beyinde toksinlenmenin olduğu belirtilmektedir. Beyinde meydana gelen bu toksinlenme bireyde otistik davranışların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. GAPS diyetinin ise en temel amacı bu toksinlenmeyi önlemek, OSB olan bireylerin sağlıklı bağırsaklara kavuşmasını sağlamaktır. GAPS diyetine iki yıl boyunca devam edilir. GAPS diyeti: giriş diyeti, tam GAPS diyeti ve GAPS diyetinden çıkış aşamaları olmak üzere üç ana bölüm ve toplamda altı aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada psikolojik ve fizyolojik belirtiler giriş diyeti ile ortadan kalkmaya başlar. Tam GAPS diyetinde ise bağırsak florasının tamamen düzeldiği ve hemen hemen tüm psikolojik, fizyolojik belirtilerin ortadan kalktığı görülmektedir. GAPS diyetinden çıkış ise bağırsak florasının, duvarının tamamen iyileştiği durumlarda gerçekleşir. GAPS diyetinde şeker, baklagiller, tahıllar, süt ve süt ürünleri, nişastalı sebzeler başta olmak üzere bir takım yiyecekler diyetten çıkarılır. Diyette yasaklanan yiyeceklere ise diyet üzerinden en az altı ay geçtikten sonra bireyin verdiği tepkilere göre diyete eklenmektedir.
Düşük FODMAP (fermente edilmiş oligo-di-monosakkarit ve polioller) diyetinde ise yüksek ozmotik özelliğe sahip olan ve kısa sürede fermente edilerek gaz birikimine neden olan ve kabızlık, ishal gibi gastrointestinal sistem problemlerine yol açan FODMAP grubu karbonhidratlar kısıtlanır. FODMAP diyetiyle birlikte bazı meyveler, bal, çoğu süt ve süt ürünleri, buğday, soğan sarımsak gibi fruktanlar, baklagiller, tatlandırıcılar gibi bazı besinler diyetten çıkarılır.
OSB’li bireylerde ağırlık kontrolü sağlanmalıdır. Bunun için bir doktor ve diyetisyenden yardım alınmalıdır. Aynı zamanda bu bireylerde çinko, demir, metilkobalamin, kalsiyum, selenyum, iyot, magnezyum ve krom gibi minerallerin eksikliği sıklıkla görülmektedir. D vitamini ve folik asit de OSB’li bireylerde daha düşük seviyelere sahiptir. Diyette B6 vitamin kaynaklarına sıklıkla yer verilmelidir. Omega-3 takviyesi hiperaktivite gibi sorunları hafifletmede etkilidir. D vitamini eksikliğinde supleman takviyesi alınmalıdır. Atakların ve semptomların ilerlemesini engellemek için özellikle atak dönemlerinde karbonhidrat tüketimi sınırlandırılmalıdır.
Ailelere beslenme eğitimi verilerek çocuğun beslenme davranışları geliştirilmelidir.
Örneğin;
‘’Otizm bir hastalık değil, bir farklılıktır.’’
Dyt. N. Beren Kuzubaş – Dyt. Buket Ateş’in kaleminden..
Kaynakçalar
1. Maşallah, Ö. Z. E. R., & KURŞUN, Z. OTİZMLİ BİREYLERDE DİYET YAKLAŞIMLARI. Journal of Sustainable Education Studies, (Özel Sayı (Ö1)), 341-348.
2. SAYGI, B. (2022). ÇOCUKLARDA GIDA ALERJİLERİ. Beykoz Akademi Dergisi, 2(1), 151-166.
3. Hangül, Z., & Tufan, A. E. (2022). Otizm spektrum bozukluğunda tamamlayıcı ve alternatif tedavilerin kullanımı. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 14(2), 165-173.
4. GÜRSOY, G., & ÖZTÜRK, S. (2019). Otizm spektrum bozukluklarında beslenme yaklaşımı. Aydın Sağlık Dergisi, 5(2), 111-119.
5. Aktitiz, S. E. L. İ. N., YALÇIN, E., & Göktaş, Z. E. Y. N. E. P. (2019). OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUKLARI TEDAVİSİNDE BESLENME YAKLAŞIMLARI. Sağlık Akademisi Kastamonu, 4(2), 127-143.
6. DINURE, M. (2022). Otizm spektrum bozukluğu ve beslenme. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 4(2), 66-71.
7. Bülbül, S. F., Ata, A. E., Gökşen, N. K., & Gülbahçe, A. (2021). Otizm spektrum bozukluğunda beslenme. Cocuk Sagligi ve Hastaliklari Dergisi, 64.
8. Koçer, S. (2023). Otizm spektrum bozukluğu tanısı alan çocukların beslenme durumlarının, beslenme sorunlarının ve gastrointestinal fonksiyonlarının araştırılması (Master's thesis, Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü).
9. Nevin, Ş., (2019), Vakalarla Öğreniyorum: Çocuk Hastalıklarında Tıbbi Beslenme Tedavisi -3, Hedef CS Basın Yayın, Ankara.